Kronik yorgunluk sendromu

Anasayfa » Makaleler » Kronik yorgunluk sendromu
share on facebook  tweet  share on google  print  

Kronik yorgunluk sendromu

"Makaleler" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Kronik
Kronik yorgunluk sendromu

 

  Kendimizin doktoru olabilir miyiz?

v     Sürekli kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz?

v     Sabahları yataktan kendinizi zar zor mu dışarıya atıyorsunuz?

v     Tüm kas ve eklemleriniz mi ağrıyor?

v     Peş peşe hastalıklar mı geçiriyorsunuz?

v     İçinizden yerinizden kalkmak gelmiyor mu?

v     Hayata umutsuz bakış açınız mı var?

v     Ani duygusal değişiklikler mi gösteriyorsunuz?

v     Zihninizi toparlamak için nikotin-kafein-alkol gibi uyaranlar mı kullanmak durumundasınız?

v     İnsan ilişkilerinden kaçıyor musunuz?

 

Muhtemelen bu şikâyetlerinizin ardından yapılan biyokimyasal tetkikler ve uygulanan diğer tetkikler akabinde, doktorunuz size kronik yorgunluk sendromu tanısı koyacaktır.

 

Şimdi hayata bir de farklı bir bakış açısıyla bakalım;

 

Acaba son günlerde belki de istemeden yaptığınız bir kısa yürüyüşten sonra kendinizi daha iyi hissettiğiniz oldu mu? Ya da ailenizle – dostlarınızla geçirdiğiniz güzel bir zaman dilimi, çevrenizde yardıma ihtiyacınızı duyan kişilere veya hayvanlara yardım elini uzatmış olmanız, içten bir yakarışla Allah’a yönelmeniz, beslenme-uyku-yaşam alışkanlıklarınızda yaptığınız ufak tefek olumlu değişiklikler ertesinde kendinizi kısa süreli de olsa çok iyi hissettiğiniz zaman dilimleriniz oldu mu?

 

Eğer bedeninizi-zihninizi-duygularınızı doğru bir şekilde dinleme bilincini yakalayabilirseniz, olumsuzluk hissettiğiniz zaman dilimlerinin öncesinde mutlak suretle size zarar vermiş olan yanlış bir tutum sergilemiş olduğunuzu yakalarsınız. Bu tutum öncelikle fizik bedeninizi etkilemiş daha sonra zihniniz ve duygusal faaliyet alanlarınıza olumsuz olarak tesir göstermiş olabilir. Ya da olumsuz bir zihinsel faaliyetinizin ertesinde fizik bedeniniz rahatsızlanmış olabilir.

 

Eğer bu bilinçle kendinizi dinlemeye devam ederseniz; kendinizi iyi hissettiğiniz zaman dilimlerinin ardındaki gerçeğin, yaradılış fıtratınıza uygun yaşam alışkanlıklarınız olduğunu da keşfedersiniz.

 

Zihinsel faaliyetleriniz, spritüel bedeniniz ve fizik vücudunuz arasında biyokimyasal bir ilişki olduğu artık biliniyor. Olumlu veya olumsuz duygu ve düşüncelerin de; her ne kadar biz onları beş duyu organımızla fizik olarak algılayamasak da, moleküler bir yapısı var. Bu moleküler yapıya sahip duygu ve düşünceler fizik vücudumuzu etkileyerek bazı biyokimyasal değişikliklerin oluşmasına sebep veriyorlar. Tabloya tam tersinden bakacak olursak; fizik vücudumuzda çeşitli sebeplerden ötürü oluşan biyokimyasal değişiklikler de zihinsel faaliyetleriniz ve spritüel kimliğimizi etkiliyor.

 

Diyelim ki sizi üzen bir durum oluştu, bir süre sonra fizik vücudunuzun çeşitli bölgelerinde ağrı, kas tutulmaları, yorgunluk gibi bulgular ortaya çıkıyor. Genellikle bu bulguların ardındaki gerçeği görmeyip fizik bedenin neden rahatsızlandığını araştırmayıp ilaçlara başvurmayı tercih ediyoruz. Ya da yanlış yaşam alışkanlıklarınızdan bir tanesi uyguladınız, mesela katkı maddeleri ihtiva eden ağır bir yemek yediniz. Yemeğin hemen arkasından şişkinlik, karın ağrısı, geğirme, barsak hareketlerinde artma veya azalma gibi sindirim bozukluğuna ait bulguların yanı sıra uyku hali, yorgunluk, iç sıkıntısı, karamsarlık, isteksizlik gibi duygu ve düşüncelerinizi etkileyen olumsuzluklar ortaya çıkıyor. Böyle bir durumda ise genellikle yenilen ağır yemeği sorumlu tutmak yerinde çevredeki kişileri ya da başımızdan geçen olayları suçlamaya başlıyoruz.

 

Diyelim ki güzel şeyler düşündünüz, dua ettiniz, birisine bir iyilik yaptınız; hemen kendinizi iyi hissediyorsunuz, enerji seviyesiniz yükseliyor, iştahınız sağlıklı gıdalara karşı açılıyor, sokaklara çıkıp yürüyesiniz geliyor. Ya da sağlıklı bir şekilde beslendiniz; arkasından kendinizi çok zinde hissediyorsunuz, zihniniz berraklaşıyor, randımanlı bir iş günü geçiriyorsunuz.

 

Tüm bunlar birbiri ile iç içe ilişki içerisinde olan bedenlerin varlığını ortaya koyuyor. Kişi bedenlerini doğru bir şekilde dinlenme bilincine sahipse, tüm bedenleri açısından olumlu ya da olumsuz olarak kendisini etkileyen faktörleri de doğru olarak tespit edebilir. Akılcı bir yaklaşımla kendisini olumsuz olarak etkilen faktörlerden uzak tutup, olumlu faktörlere yaklaştırarak kendi kendinin doktoru olabilir.

Kaynak : Dr.Ayşe Nur Okçu
Tür : Diğer Tarih : 13.02.2011
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
e-bülten üyeliği
Ad Soyad
e-posta